Bizi okumaya devam ediniz...
20 Temmuz 2016 Çarşamba
ÇOK YAKINDA YENİ YAZILAR BURADA
Araştırmacı Yazar Mustafa Uçar'ın yaptığı araştırmaların sonucu ilginç bilgiler kısa sürede blogumuzda yayınlanmaya başlıyor.
Bizi okumaya devam ediniz...
Bizi okumaya devam ediniz...
TARİH, DOĞA VE SAĞLIKLA HARMANLANMIŞ BİR KÖY: ÇAMUR HAMAMI KÖYÜ
Çamur Hamamı köyü, Antik çağın kutsal Tmolos, günümüzün Bozdağ’ının kuzey eteklerinden birine kurulmuş bir köy. Bulunduğu noktadan sağınıza, doğuya doğru baktığınızda, antik çağın Katakekumene (Yanık Topraklı Yer), günümüz Kula Volkanik alanını görüyorsunuz. Bakışlarınızı batıya doğru çevirdiğinizde, önünüzde yine antik çağın Hermos, günümüz Gediz ovası bütün ihtişamı ile uzanıyor. Kuzeybatıya doğru ise görüntünüze kızılçam, zeytin ve çeşitli meyve ağaçları ile bezenmiş bir tepe geliyor. Tepenin üzerinde dünyanın en eski akropollerinden, Lidya Krallığının başkenti Sardes kentinin sur duvarları size göz kırpıyor.
| Çamur Hamamı Köyü |
Tarih bunlarla da kalmıyor. Kaplıcanın önünden Şirinyer köyüne giden yolu takip ettiğinizde, yaklaşık 700 metre sonra tarihin ünlü Paktalos ırmağının üzerine varıyorsunuz. Üzerindeki köprüden güneye baktığınızda, önünüzde suyun kaynağına kadar gittiği söylenen dar ama etkileyici bir kanyonun derinliğini görüyorsunuz. Köprünün kuzey tarafında ise yerel halkın “Şelale” ya da “Kazan” dediği, suyun görsel ziyafet sunduğu çağlayan bulunuyor.
Binlerce yıldır akmasıyla suyun kayalar üzerinde açtığı doğal yollar ve havuzcuklar buraya niçin Kazan dendiğini açıklıyor.
![]() |
| 1910 yılında şelale |
Anlatılanlara göre antik çağda şelalenin suyu daha fazlaymış ve Paktalos ismini bu özelliğinden alırmış. Lidya dilinde Paktalawa “Dik yamaçtan çıkan su yeri” anlamını taşıyor. Arşivimde bulunan 1910 tarihli bir fotoğrafta suyun ne kadar çok aktığı görülüyor ki, ikibin yıl önce nasıl aktığını hayal bile edemiyorum.
![]() |
| 2016 yılında Şelale |
Yeri gelmişken, henüz yaygın olmayan önemli bir açıklamayı da biz yapalım. Bu şelale aslında bir mitolojik bir öyküde yer almaktadır. Tarihçi Herodot, bu öyküyü ünlü tarih kitabında şöyle aktarıyor:
“Şarap, eğlence ve tiyatro Tanrısı Dianisos, Satir denilen arkadaş grubuyla Kutsal Tmolos dağlarında yer, içer, eğlencelerle dolu gezintiler yapar. Böyle geçen günün birinde satirlerden biri olan Silenos içkiyi fazla kaçırır, ormanda ağaçlardan birinin altında sızar kalır. Bir süre sonra kendine geldiğinde bakar ki Tanrı ve arkadaşları gitmiş, onlara yetişmek üzere dağda koşmaya başlar ama henüz ayılmamıştır, bir taşa ayağı çarpar ve yardan aşağı düşer.
Köylüler yaralı halde buldukları Silenos’u o sıralar Sardes’de bulunan Kralları Midas’ın konutuna götürürler. Midas, Silenos’u tedavi ettirir, iyileştiğinde Tanrı Dianisos’a götürür. Tanrı, kralın bu hareketinden memnun olur ve Midas’a:’Dile benden ne dilersen!’ der. Midas fakir bir kraldır, hemen: ‘Neye dokunursam altın olsun, ey yüce Dianisos!’yanıtını verir. Dianisos gülümser ve:’Dileğin şu andan itibaren gerçekleşti, çekilebilirsin’der.
Midas, Tanrının huzurundan çıkar çıkmaz hemen bir denemede bulunur; yerden bir taş parçası alır, taş hemen altına dönüşür. Mutluluktan uçar bir halde sarayına ulaşır. Karısına kazandığı hüneri anlatmak için yanına gider ama karısına dokunduğunda altına dönüştüğünü görür. Karnı acıkmıştır. Yiyeceklere, içeceklere dokunur hepsi altındır artık. İşte o zaman yaptığı hatayı anlar ve Tanrının huzuruna tekrar çıkar. Dianisos’a:’Ben bir hata işledim ey yüce Tanrı! Zenginlikten vazgeçtim. Beni eski halime döndür..’diye yalvarır. Dianisos cevaben: ‘Artık ben sana bir şey yapamam ama bu büyüden kurtulman için Paktalos Irmağında yıkanacaksın. İşte kurtuluşun buna bağlı’der. Midas çaresiz Paktalos ırmağındaki çağlayanda yıkanır ve büyüden kurtulur.”
Ve Herodot bu hikâyeyi şu cümlelerle bitirir: “ İşte o gün, bugündür Paktalos ırmağı altın akar. Öyle ki halk kestikleri hayvanların postlarını bu ırmağa atar ve yünlerinin arasındaki altınları toplayıp zengin olurlar.”
Herodot’un sözünü ettiği ırmak ve çağlayan burasıdır ama belki üzerinden ikibin sene geçtiği için ırmak artık altın parçaları taşımıyor. Ancak bu alanın çevre düzenlemesi yapılır, turizme açılırsa belki Lidya döneminin altınlarını taşımaz ama bir o kadar döviz kazancı getirebilir.
Çamur hamamı köyü, çam, zeytin ve meyve ağaçları, endemik bitki çeşitleri ile harmanlanmış doğası, bol oksijenli havası, içimi güzel kaynak suları, Pazar günleri kurulan köylü pazarı, en önemlisi antik çağdan bu yana insanlığa sağlık açısından hizmet vermeye devam eden termal suları ile de görülmeye, konaklamaya değer bir köydür. Üstelik İzmir’e 90 Km mesafede.
Haydi, bu hafta sonunu Çamur Hamamı Köyünde konaklama yapın, inanın yeni haftaya sağlık ve enerji yüklenerek başlayacaksınız.
Mustafa Uçar
Araştırmacı Yazar
27 Aralık 2015 Pazar
SALİHLİ’NİN BİLİNMEYENLERİ – 1
YIKILMAKTA OLAN EVİN ÖYKÜSÜ
İstasyondan,
Hamidiye Camiine doğru Mithatpaşa Caddesinden (Yeni ismi ile Sevgi Yolu)
inerken, Karakol sokağına varmadan, solunuzda alışveriş merkezi ile kunduracı
arasına sıkışmış ve yıkılmakta olan bir ev göreceksiniz.
![]() |
| Evin günümüzdeki görüntüsü |
Buyurun
birlikte evin öyküsünü öğrenelim;
Ev, 1917 yılında, Salihli’de tüccarlık yapan
gayri Müslim, Rum Michael (Mikail) Athanasiadis
tarafından yapılmıştır.
Mikail Efendi, Salihli’de, o yıllarda yaşanan olayları tuttuğu 8 deftere
kaydetmiş. İstiklal Savaşı sonlarında ailesiyle birlikte Yunanistan’a, Atina’ya
göçmek zorunda kalmışlar. 1913 yılı, Kasım ayında, Salihli’de doğmuş oğlu Anastasios
(Tasos) Athanasiadis de doğal
olarak.
![]() |
| Tasos Athanasiadis |
İsim size tanıdık
gelmeyebilir ama Anastasios (Tasos)
Athanasiadis Yunanistan’ın Yaşar Kemal’idir, ödüllü romanları vardır.
Aslında Hukuk okumuş, bir süre Yunanistan Ulusal Tiyatrosu Genel sekreterliği
ve Başkanlığı yapmıştır.
1969 yılında, babasının
Salihli’de tuttuğu günlüklerden yola çıkarak “Niobe’nin Çocukları” romanı ile Yunanistan Ulusal Roman ödülünü
aldı. Olayların tamamı İstiklal savaşı sırasında Salihli’de geçiyor. Romanında,
Kurtuluş savaşının çalkantılı o günlerini, sosyal yaşantıyı gerçekçi ve
tarafsız bir şekilde anlatmıştır. Üstelik bu roman ünlü Yunanlı yönetmen Kostas
Koutsomytis tarafından Tv dizisi haline getirilmiş; 2003-2005 yılları arasında Yunan ERT televizyonunda 180 bölüm olarak yayınlanmıştır.Niobenin Çocukları dizisi en iyi yönetmen, en iyi senaryo gibi birçok ödül de aldı. Dizinin çekimlerinde Salihli'nin o yıllardaki haline benzeyen,Bulgaristanın Souli kenti mekan oldu.
Tasos, 1989 yılında, dönemin
Belediye Başkanı Zafer Keskiner tarafından doğduğu kente Salihli’ye davet
edildi. Kendisi gibi Salihli’de doğan
yakın dostu Evangelos
Kakaroğlu, eşi Eritre, çocukları Yannis, Leonadis ile birlikte
davetli olarak ilçeye geldi. Belediye tarafından
düzenlenen söyleşide anılarını tazeledi, doğduğu evin önünde
fotoğraf çektirdi. Bu fotoğrafı da kitabının yeni baskılarında kullandı.
![]() |
| Kitabın Kapak Fotoğrafında ziyareti sırasında çektidiği fotoyu kullandı |
Söyleşiye,
Türk -Yunan Dostluk Derneği
Başkanı Ekrem Akurgal, Prof. Dr Bilge Umar,
Dr.Şadan Gökovalı ve Salihli’nin o günlerini gören,
bilen Nuri Ulaş ile
konuklar yer aldı.
Athanasiadis
Tasos, 21 Eylül 2006 yılında Atina’da öldü.
Günümüzde yıkılmak üzere olan bu ev böyle bir
sanatçının evidir ve Osmanlı döneminin Salihli’deki son örneklerindendir. Bu
nedenle koruma altına (!) alınmıştır.
Yıkılmakta olan bu evin öyküsü böyle.
Keşke tarihimize ışık tutacak öyküleri önceden bilebilsek. Örneğin 7-8 Eylül 1922 tarihinde Mareşal Mustafa Kemal’in, Hacı Mustafa (Akiş) Ağa’nın Kocaçeşme, Bostan Sokaktaki evinde kaldığını, 9 Eylül sabahı buradan İzmir’e hareket ettiği gerçeğini bilseydik, bugün kentimizde bir “Atatürk Evi Müzesi” olurdu.
Keşke tarihimize ışık tutacak öyküleri önceden bilebilsek. Örneğin 7-8 Eylül 1922 tarihinde Mareşal Mustafa Kemal’in, Hacı Mustafa (Akiş) Ağa’nın Kocaçeşme, Bostan Sokaktaki evinde kaldığını, 9 Eylül sabahı buradan İzmir’e hareket ettiği gerçeğini bilseydik, bugün kentimizde bir “Atatürk Evi Müzesi” olurdu.
![]() |
| Niobenin Çocukları dizisinde Salihli İstasyonundan ayrılış sahnesi |
Araştırmacı Yazar
18 Haziran 2015 Perşembe
Sardes Antik Kenti'ndeki Artemis Tapınağı'nda Açıkhava konseri
Bilkent Senfoni Orkestrası'ndan Artemis Tapınağı'nda konser 18 Haziran 2015, PerşembeBilkent Senfoni Orkestrası, Sardes Antik Kenti'ndeki Artemis Tapınağı'nda Açıkhava konseri gerçekleştirdi.
Sart Kazı heyeti eski başkanlarından Prof. Crawford H. Greenewalt Jr.’ın siparişi üzerine Besteci Kamran İnce tarafından bestelenen ‘Sardis Senfonisi’ ve ‘Midas’ın Hükmü’ operasından bölümlerin seslendirildiği konserin solisti Macar mezzo-soprano Judit Rajk oldu.
Bilkent Senfoni Orkestrası, Besteci Kamran İnce yönetiminde, Lidya Krallığı’nın Başkenti Sardes Antik Kenti içerisinde bulunan Artemis Tapınağı içerisinde ‘Sardes Senfonisi’ adı altında konser verdi.
Konser hakkında bilgi veren Besteci Kamran İnce “Bu konserin temeli, daha önce Sart’taki kazıların başında olan Prof. Dr. Crawford H. Greenewalt’ın benden 4. Senfoni operasını ısmarlamasından sonra atılmıştı. . Greenewalt , bu konseri Artemis Tapınağı’nda yapma ve bu eserleri burada seslendirme isteği vardı. Ama bu konseri o hayatta iken gerçekleştirme imkanımız ne yazık ki olmadı. Prof. Dr. Crawford H. Greenewalt, 3 yıl önce vefat etti. Bu konseri onun anısına yapıyoruz. İlk defa Artemis Tapınağı’nda bir açık hava konseri yapılmış oluyor. Bu bizim için çok önemliydi ve özel bir gece oldu. Konser, Sardes’in çok bilinen bir yer olmamasına rağmen çok büyük bir ilgi gördü. Çok memnun olduk” dedi.
Kazı Başkanı Prof. Dr. Nicholas Dunlop ise “Kamran İnce tarafından bestelenen Sardis Senfonisi ile, Sardes, Artemis Tapınağı, Akrapol, soylu kral mezarları, Bintepeler, Paktalos Nehri anlatılacak. Bu senfoninin bestelenmesine merhum eski kazı başkanlarımızdan Prof. Dr. Crawford H. Greenewalt ön ayak oldu. Kendisi 1959 yılından 2011 yılına kadar bütün yaz aylarını Sardes’te geçirdi.” Dedi.
Konseri, Salihli Kaymakamı Ertan Peynircioğlu, Belediye Başkanı Zeki Kayda, Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı İbrahim Yüksel’in de aralarında bulunduğu çok sayıda kişi izledi.
HABER-KAMERA:EMRE SAÇLI
Sart Kazı heyeti eski başkanlarından Prof. Crawford H. Greenewalt Jr.’ın siparişi üzerine Besteci Kamran İnce tarafından bestelenen ‘Sardis Senfonisi’ ve ‘Midas’ın Hükmü’ operasından bölümlerin seslendirildiği konserin solisti Macar mezzo-soprano Judit Rajk oldu.
Bilkent Senfoni Orkestrası, Besteci Kamran İnce yönetiminde, Lidya Krallığı’nın Başkenti Sardes Antik Kenti içerisinde bulunan Artemis Tapınağı içerisinde ‘Sardes Senfonisi’ adı altında konser verdi.
Konser hakkında bilgi veren Besteci Kamran İnce “Bu konserin temeli, daha önce Sart’taki kazıların başında olan Prof. Dr. Crawford H. Greenewalt’ın benden 4. Senfoni operasını ısmarlamasından sonra atılmıştı. . Greenewalt , bu konseri Artemis Tapınağı’nda yapma ve bu eserleri burada seslendirme isteği vardı. Ama bu konseri o hayatta iken gerçekleştirme imkanımız ne yazık ki olmadı. Prof. Dr. Crawford H. Greenewalt, 3 yıl önce vefat etti. Bu konseri onun anısına yapıyoruz. İlk defa Artemis Tapınağı’nda bir açık hava konseri yapılmış oluyor. Bu bizim için çok önemliydi ve özel bir gece oldu. Konser, Sardes’in çok bilinen bir yer olmamasına rağmen çok büyük bir ilgi gördü. Çok memnun olduk” dedi.
Kazı Başkanı Prof. Dr. Nicholas Dunlop ise “Kamran İnce tarafından bestelenen Sardis Senfonisi ile, Sardes, Artemis Tapınağı, Akrapol, soylu kral mezarları, Bintepeler, Paktalos Nehri anlatılacak. Bu senfoninin bestelenmesine merhum eski kazı başkanlarımızdan Prof. Dr. Crawford H. Greenewalt ön ayak oldu. Kendisi 1959 yılından 2011 yılına kadar bütün yaz aylarını Sardes’te geçirdi.” Dedi.
Konseri, Salihli Kaymakamı Ertan Peynircioğlu, Belediye Başkanı Zeki Kayda, Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı İbrahim Yüksel’in de aralarında bulunduğu çok sayıda kişi izledi.
HABER-KAMERA:EMRE SAÇLI
20 Mayıs 2015 Çarşamba
Salihli'de İnanç Turizmi Gelişiyor
Gruplar halinde 200’ün üzerinde turistin katıldığı ayinler 1’er saat sürdü. Tarihe "altın parayı icat eden uygarlık" olarak geçen Lidyalılar'ın başkentleri, Salihli ilçesindeki Sardes'e gelen turist sayısı, inanç turizmi ile artmaya devam ediyor. İncil'de adı geçen ve dünyadaki ilk yedi kiliseden birinin bulunduğu Salihli’nin Sart Mahallesi sınırlarında yer alan Artemis Tapınağı’na çok sayıda Fransız ve Alman turist geldi.
Fransız kafilesi rehberi İlhami Demir, yaptığı açıklamada, inanç turizminin Türkiye için çok önemli olduğunu, ancak bürokratik engelleri aşmakta zorluk çektiklerini kaydetti.
Demir, “Ülkemiz, Hristiyanlığın ilk geliştiği dönemde Anadolu topaklarına 7 kilise yapılmış. Dolayısıyla Hristiyanlığın doğumu da bu 7 ilde. Bu 7 kiliseden birisi de Sart’ta bulunuyor. İnanç turizmi ülkemizin çok ihtiyacı olduğu bir turizm şeklidir. Her şey dahil sistemi ile alakası olmayan, kültüre ve dine meraklı insanların bolca döviz bırakmasına neden olan bir turizm şekli. Bu turizm şekli maalesef çok geri kaldığımız bir alandır. Eğer bu toprakların taşların değerini bilmez sek turizm sektöründe yok olmaya mahkumuz. “dedi.
Demir, “Bizim topraklarımızda Meryem Ana’nın çok büyük bir önemi var. Çünkü arkamızda gördüğünüz bu Artemis Tapınağı, Meryem Ana Sunağına dönüşüyor. Anadolu toprakları 7 bin yıl öncesinden beri bir ana tanrıça kültürünün, ana tanrıça öğretisinin hakim olduğu topraklardır.” dedi.
Demir, şöyle konuştu. “Acenteler, bütün zamanlarını izin almaya harcıyor. 3 ayrı izini alabilmek için saatler günler geçiyor. Bir yandan ülkemize daha çok turist çekmeye çalışıyoruz, bir yandan da önümüze bürokratik engeller konuluyor. İnşallah önümüzdeki dönemlerde bu sıkıntılar dan kurtulmuş oluruz”
Hristiyanlığın ilk yedi kilisesi ve bulundukları yerler ise şöyle.
Ephesos (Selçuk), Smyrna (İzmir), Pergamon (Bergama), Sardes (Sart) (Salihli)
Philadelphia (Alaşehir - Manisa), Laodikeia (Denizli), Thyateira (Akhisar)
İNANÇ TURİZMİNİN SALİHLİ İÇİN ÖNEMİ BÜYÜKTÜR
Salihli Turizm Derneği Başkanı Mustafa Uçar ise “İnanç Turizmi yani kutsal yerlerin ziyaret edilmesi son yılların en önemli turizm hareketini kapsamaktadır. Bu açıdan Salihli sadece Hıristiyanlar için değil Museviler için de önemli bir ziyaret yeridir” dedi.
Uçar, “Hıristiyanların Paskalya kutlamaları Sardes Kilisesinde de yapıldı. Paskalya Hıristiyanlıktaki en eski ve en önemli bayramlardandır. İsa'nın çarmıha gerildikten sonra 3. günde dirilişi kutlanır. Doğu ve Batı kiliseleri arasında farklılıklar olmakla beraber, Paskalya dönemi yaklaşık olarak Mart sonundan Nisan sonuna kadar olan dönemdir. Her sene sabit bir tarihte gerçekleşmeyen ve dünya kiliselerinin çoğunda Pazar günü kutlanan Paskalya Günü ise, Kıyam Yortusu, Diriliş Pazarı ya da Diriliş Günü olarak da adlandırılır. Hıristiyanlığın yanı sıra Museviler özellikle de Seferad cemaati açısından Sardes/Salihli önemlidir. Burada dünyanın üçüncü Sinagogu yer almaktadır ve Seferad, Sardes’in Aramice ve İbranicedeki adıdır. Ancak bu tarihsel bilgileri tam anlamı ile tanıtamadığımız için şuan Musevi ziyaretçiler yeterli sayıda değildir. Yakın bir gelecekte Salihli, Sardes merkezli olarak dünyanın en önemli turizm destinasyonu olacaktır. Bunun için hazırlıklara biran önce başlanmalı ve yatırımcılara aynı zamanda Termal Turizm Bölgesi olan kentimizi anlatabilmeliyiz. Salihli dinamikleri bu konuda bir araya gelerek plan ve programlı bir çalışma yaparsak, kentimizin turizm geleceği aydınlık olacaktır, buna gönülden inanıyorum.” Dedi.
SEKTÖR TV-HABER-KAMERA:EMRE SAÇLI
10 Mart 2015 Salı
ANADOLU MEDENİYETİNİN ZİRVESİ: LİDYA/SARDES
Biz, Lidya kültürünü
“İlk parayı icat etmeleri” ve son Kral Croesos’un tüm dünyaca bilinen “Kral
Croesos (Karun) kadar zengin” deyiminden tanıyoruz. Oysa Lidya uygarlığı,
zenginliğinden kaynaklanan sosyal, kültürel, bilimsel, sanatsal yönlerde
Anadolu medeniyetinin zirvesi konumundadır.
Örneğin
paranın icat edilmesi ve altın olarak basılması, ekonomi ve ticaretin
hareketlenmesine neden olduğu gibi insanlığa finans dünyasını da sunmuş
oluyordu. Altın sadece süs eşyası olmaktan çıkmış, paraya dönüşerek ticarette
toptancılığa (Takas) yeni rakip perakendeciliği getirmiş oluyordu.
Paranın icadı domino
etkisi yaparak çarşıların, dükkânları ile Pazar yerlerinin doğmasına sebep
oluyordu. Üretim fazlalaşmış, üreticiler, ihracata (Dış satım) yönelmişti. O
yıllara kadar deniz yolu ile yapılan dış ticaret karayolunun alternatif olarak
ortaya çıkmasına neden oldu. Köy yolları birleştirilerek Sardes’den, bir ucu
Efes ve Bergama’ya diğer ucu günümüzde Kerkük civarındaki Ninova kentine kadar
uzanan “ALTIN YOLU” açılmıştı. Hedef Mısır ile ve yol üzerindeki kentlerle
ticaret yapmaktı.
![]() |
| Altın Yolu |
Altın yolu refah getirdiği gibi felaketi de
getirdi. Bu yolu takip eden Persler, Lidya Krallığına son verdiler ve yolu
kendi memleketlerindeki Susa ve Persepolis kentlerine uzattılar, yolun ismini
de “Kral Yolu” olarak değiştirdiler.
Altın, “Elektrum” denilen % 70 i altın,% 25 i gümüş,%5 bakır olan taş
görünümlü bir madenden elde ediliyordu. İlk paralar henüz saf altın ve gümüş
rafine edilmediğinden yeşile yakın renkli alaşımdan oluşuyor ve “Elektron”
adını taşıyordu.
![]() |
| Dünyanın İlk Parası |
Matematikçi,
Anadolu insanları Thales ve Pisagor gibi bilim adamları sayesinde ergime
ısısını öğrenip Elektrum madenini ayrıştırarak saf altın ve gümüş paraları
bastılar. Bu paralar Kral Croesos dönemine atfen “Croesuera” adını taşır.
Başta Anemon (Manisa dağ
Lalesi), safran, kestane olarak 128 adet bitkiyi “Kutsal Tmolos (Bozdağ)”
dağlarında yetiştirerek bu bitkilerin anavatanı yaptılar. Parfüm, krem, pudra
gibi ilk süs eşyaları bu bitkilerden elde edildi.
![]() |
| Anemon Dağ Lalesi |
Kralların desteğini alan bilim adamları,
sanatkârlar başkent Sardes’e koşuyor, sosyal yaşama katkıda bulunuyorlardı.
Alcman adında ünlü bir şairi vardı. Lesbos (Limni) adasının dünyaca tanınan
kadın şairi Sappho, birçok şiirinde Sardes’deki yaşamı özenerek anlatır. Ünlü masalcı
Ezop bile son Kral Croesos’a elçilik yapmıştı.
Gelecek
yazılarımda, Lidyalıların insanlık tarihine sunduğu “İLK”leri detayları ile
anlatmağa çalışacağım. Kuruluşundan çöküşüne, günümüzdeki durumuna kadar bütün
bilinmeyenleri birlikte keşfetmeye devam edeceğiz.
Hoşça kalın…
Mustafa UÇAR
Araştırmacı Yazar
24 Ocak 2015 Cumartesi
Yabancı Turistlerin Sardes İlgisi Artıyor
Sardes’e Artık
Yılın Her Ayı Yabancı Turist Geliyor
Tarihe, parayı icat eden uygarlık olarak geçen Lidyalıların, Salihli
sınırları içinde bulunan başkentleri Sardes’e, son yıllarda hayata geçirilen
tanıtım atakları sayesinde yabancı turistlerin ilgisi yılın her ayı devam
ediyor.
Salihli Turizm Derneği (SATURDER) Başkanı Mustafa Uçar, yerel yönetimlerin tanıtım çabaları sonucu Lidya
Krallığı’nın başkenti Sardes’e ilginin sürekli arttığını kaydetti. İlgi
odağının birisi Artemis Tapınağı içinde yer alan ve İncil’de adı geçen 7
kiliseden biri olan Sardes Kilisesi diğeri ise Gymnasium yapısı içindeki
dünyanın 3. Avrupa’nın ilk Sinagogu özelliğini taşıyan Seferad Sinagogudur
dedi.
Uçar, Lidya Krallığı’nın başkenti Sardes’in
özellikle Avrupalı turistler tarafından yoğun olarak tercih edildiğini bu yıl
özellikle Fransız ve Norveçli konukların ağırlıkta olduğunu söyledi.
Uçar “Düne kadar az sayıda turist kafilelerinin geldiği bu yer artık
günde 8-10 otobüs ile ziyaret edilir hale geldi. Anadolu’nun neresine
giderseniz gidin, bir Roma, Bizans, Osmanlı eserleri ile karşılaşmak mümkün.
Ama Lidya ve Lidyalılar hakkında bilgi edinmek, onların kültürünü öğrenmek
isterseniz mutlaka Salihli’ye gelmek durumundasınız. Bu bölgemiz için yadsınamayacak bir
özelliktir.
Lidyalılar bilindiği gibi
parayı icat etmişlerdir. Paranın icadı domino etkisi göstererek çeşitli ilklere
de imza atmıştır. Salihli ve civarı hem tarih yönünden, hem kültür yönünden hem
de sağlık turizmi açısından bakir ve önemli bir yerdir. Arkamızda gördüğünüz
Artemis Tapınağı, dünyanın dördüncü büyük tapınaklarından birisi. Toprak altında da uzun yıllar saklı kaldığı için
bozulmamış vaziyette. Sardes’i rehberlerle gezdiğinizde Türkçemize ya da
insanlık tarihine kazandırılan birçok deyimi de öğreneceksiniz. Sardes, eskiden
yaz aylarında, bahar aylarında ziyaret edilebilen bir yer durumundaydı. Ancak
artık bugün Sardes, 12 ay boyunca yerli ve özellikle yabancı turistlerin
ziyaret ettiği tarihi bir bölge konumuna geldi. Avrupalı turistler, Aralık ayı
içerisinde olmamıza rağmen her gün Sardes’i ve Artemis Tapınağı’nı ziyaret
ediyor.” Dedi.
Uçar, Salihli’nin aynı zamanda Termal Turizm Bölgesi özelliğini
kazandığını, termale ve turizme yatırım yapmayı düşünen yatırımcıların bölgede
incelemeler yapmalarını ve şartların ne kadar elverişli olduğunu yerinde
görmelerini de önerdi.
Lidya Krallığı’nın başkenti Sardes’e ilk defa geldiğini kaydeden Norveçli bir turist ise “Türkiye’de birçok tarihi bölgeyi gezdim. İlk defa geldiğim Sardes’i ise büyüleyici buldum. Çok enteresan bilgiler verildi. Lidya Krallığı’nın başkenti, tarihte paranın ilk icat edildiği yer olmasından, bu uygarlıkta bankacılık sisteminin kurulmasına kadar çok ilginç özelliklere sahip.” Dedi.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



















