28 Mart 2012 Çarşamba

LİDYALILARIN YEME-İÇME KÜLTÜRÜ




Mustafa Uçar 
Araştırmacı-Yazar 




LİDYA’DA YEMEK KÜLTÜRÜ
1959 yılından 2009 yılına kadar neredeyse ömrünün tamamını geçirdiği Lidya’nın başkenti Sardes’in kazı çalışmalarından tanıdığımız Crawford H.Greenewalt Jr.   Lidya yemek kültürü hakkında aşağıda okuyacağınız bilgileri vermiştir.
Lidya Mutfak Gereçleri
Yenidünya olarak da adlandırılan Amerika kıtasından gelen, daha doğrusu anavatanı Amerika kıtası olan yiyeceklerin dışında -ki bunlar; domates, patates, patlıcan, mısır ve biberdir- et ve ot ağırlıklı yiyecekleri tüketirlerdi.
Lidya evlerinde yapılan Arkeolojik kazılarda toprak altından çıkan hayvan kemikleri, balık kılçıkları, karbonlaşmış buğday, arpa, mercimek, nohut, sarımsak, zeytin çekirdekleri gibi yiyeceklerin kalıntıları, yiyecekler konusunda aydınlatıcı olmuştur. Bunun yanı sıra değirmentaşları, dibekler, havan ve havan tokmağı, kalburlar, süzgeçler, rendeler, çatal kaşıklar, fırın ve ocaklar, sacayak dediğimiz pişirme ayakları, ekmek tavaları, şişler ve tencereler gibi donanımların bulunuşu burada yemek kültürünün çok gelişmiş olduğunu göstermektedir.
“Candaules Yahnisi” adı verilen, kaynatılmış et Frig peyniri, yağlı etsuyu, dereotu ve ekmek kırıntısından (Rendelenmiş ekmek) oluşan yemeğin, “Karyke” adı verilen bir de özel sosu vardı. Karyke’nin boğa kanı ile çeşitli baharatların karışımından oluştuğu anlaşılmaktadır.
Sülün şeklinde yemek kabı
Candaules Yahnisinin özellikle köpek etinden yapıldığı söylenmekte ise de, Lidyalıların etlerini yediği diğer hayvanlar, özellikle Kutsal Tmolos dağındaki (Günümüz Bozdağlar) ormanlarda yaşayan yaban domuzu, yaban keçisi, geyik, yaban tavşanı ile bereketli Hermos (Günümüz Gediz) ovasında üretilen koyun, keçi, sığırdı.
Su ürünleri olarak, Hermos ve Paktolos ırmakları ile Gygaean (Günümüz Marmara gölü) gölünden yakalanan balıklar, et yönünden yeterliydi.
Turaç Kuşu
    Etinden yararlandıkları av kuşları ise sülün, kırmızı keklik, bıldırcın ve Efes ozanı Hipponax tarafından “yaban tavşanı eti ile birlikte susamla terbiye edilen ‘krep’ ve bala batırılan ‘Waffle’ eşliğinde bir şölen yemeği” olarak adlandırılan,   Lidya’nın yerli türü olduğu vurgulanan, sülüngiller familyasına ait bir kuş olan turaç başı çekmekteydi.
Lidya’da bal ve süt boldu. Herodot tarih kitabında ılgın bitkisinden yapılan bir koz helvadan da söz eder. İncir ve kestaneden Helen ve Roma kaynaklarında bolca söz edilir. Hatta aynı kaynaklarda anavatanının Sardes olmasından dolayı kestaneye Helen ve Roma dönemlerinde “Sardian” (Sardes ait) dendiği iddia edilmektedir.
Güneydoğu Anadolu’nun yerlisi olan Romalı Doktor Dioscurides, döneminde yaptığı farmakolojik incelemelerini yazdığı listede, bugün bile Anadolu’da yetişen birçok baharat ve çeşni bitkilerini Lidya kökenli göstermiştir.
Peki, Lidyalılar içecek olarak neleri kullanırlardı? Gelin şimdi de bu sorunun yanıtını verelim: Lidyalıların en önemli içkileri büyük bir olasılıkla Anadolu’nun hemen her yanında kullanılan mayalı içecekler bira ve şaraptı. Bir de buna Frigya döneminden bildikleri Bal Likörünü ilave etmek gerekir.
Lidya Bira Bardağı
Helen anakarasında bira henüz bilinmezken Anadolu’da en yaygın içecek olarak kullanılıyordu. Birayı elbette şarap takip ediyordu; Şarap, eğlence ve tiyatro Tanrısı Bakhi’nin (Dianisos=Baküs), Lidyalı olması bile şarabın Lidya içeceklerinden olduğunu vurgulamaya yeterlidir.
  Bira içiminde kullanılan “Lidya Bardakları” vardı. Pişirilmiş toprak bardakların özelliği sağ elinizde tuttuğunuzda size doğru bakan kavisli bir emziğinin, bu emziğin arkasında arpa tanelerini süzmeye yarayan bir süzgeç perdesinin bulunmasıydı. Bu bardakları bira dolu küpe daldırıyor, biranın hava almasını engelleyen zeytinyağı tabakasını açmak için karıştırıyorlardı. Doğaldır ki bu karıştırma işlevi sırasında dibe çökmüş arpa taneleri de sıvıda dönmeye başlıyor, bardağın içine doluyordu. İşte, arpa tanelerinin içerken ağza gelmesini bu süzgeç önlüyordu.
Şimdilerde yeniden hatırlandığı gözlenen, dünyanın en eski mayalı süt içeceği Kefir mayaları kalıntıları da kazılan evlerde karbonlaşmış olarak görülmektedir. Kefirin yanı sıra başka bitki çaylarının da kullanıldığı, yoğurt ve ayranın da varlığı artık bilinmektedir.
  Zeytinyağı içine konulup, güneşte bir süre demletilerek elde edilen ve tedavi amaçlı kullanılan Kantarona da yine kazılarda rastlanılmıştır. Kantaron Anadolu’nun asırlardır yara tedavisinde kullandıkları önemli bir ilaçtır.

21 Mart 2012 Çarşamba

EZOPTAN BİR EŞEK ÖYKÜSÜ


 Antik Lidya döneminde (MÖ 620-560 yılları arasında) Sardes'de yaşayan ünlü masalcı Ezop'un iki bin altı yüz yıldır canlılığını yitirmeyen öyküsü:
Hikaye bu ya... Bir inek, bir beygir, bir eşek, etrafa dağılıp insanların ne yaptıklarını
öğrenmeye ve üç yıl sonra buluşmaya karar verirler...
Her biri başka yöne gider.
Aradan üç uzun yıl geçtikten sonra buluşma yerine önce inek ve beygir gelir...
İkisi de perişan bir halde, zayıflamış, dişleri dökülmüş, kamburları çıkmış, adeta
çökmüştür.
Beygir merakla sorar:
'Nedir bu halin inek kardeş?'
İnek acıklı bir şekilde içini çekerek anlatır:
'Sorma beygir kardeş... Bu insanlar çok merhametsiz... Beni durmadan birbirlerine
sattılar. Alan sütümü sağdı. Bir inek daha bulup onu yanıma koyarak bizi çifte koştular,
aç bıraktılar. Canımı zor kurtardım be kardeş.'
Beygir de acı acı başını sallayarak anlatır:
'Ah, sorma... Benim de ağzıma bir demir parçası geçirdiler, ağzımı açamadım. Üzerime
bindiler, ses çıkaramadım. Biri indi, öbürü bindi! Binmedikleri zamanlar zincire vurdular.
Belim çöküp de onları taşıyamaz bir hale geldiğinde arkama kocaman bir araba
bağladılar.Bu sefer birçoğunu yeniden taşımaya başladım. Ben onları taşıdıkça,
daha hızlı gitmem için kırbaçladılar. Canımı zor kurtardım inek kardeş.'
İnek ve beygir böyle konuşurken uzaktan eşek görünür. Hayli neşelidir. Islık çala çala,
taşlara tekme ata ata, hoplaya zıplaya gelir. Mutludur. Üstelik şişmanlamıştır. Tüyleri
pırıl pırıl parlamakta, gözlerinin içi gülmektedir.Üzerinde lacivert takımlar vardır.
İnek ile beygir şaşırmış bir şekilde sorarlar, 'Nedir bu halin? Neler oldu? Neden böyle
zevkten dört köşesin?'
Eşek keyifli bir şekilde anlatır:
'Sizden ayrıldıktan sonra uzakta bir memlekete vardım. Birisi yukarı çıkmış bağırıyor,
bağırdıkça insanlar onu alkışlıyordu. Ben de yüksekçe bir yere çıkıp bağırdım. Benim
bağırmamı bilirsiniz, yeri göğü inletirim. Sesimi duyan benim yanıma koştu, duyan
duymayana haber verdi, etrafım insanla doldu. Onlar geldikçe ben daha çok bağırdım.
Haktan, hukuktan, refahtan, adaletten filan bahsettim...'
'Eee, sonra ne oldu?'
'Ne olacak beni başkan seçtiler!'
'Deme yahu.. Yani sen başkan mı oldun?'
'Evet... Bir şey yapmama gerek kalmadı. Ben bağırdıkça onlar 'Seninle gurur
duyuyoruz' diye alkışladılar. Ben de yedim ve bağırdım, yedim ve bağırdım!'
'Pekiii, senin eşek olduğunu anlamadılar mı yahu?'
'Valla, yarısı anladı ama diğer yarısına anlatamadı!'
 
Ezop'un her öyküsünden sonra halka çıkardığı bir KISSADAN HİSSE yani bu öyküden çıkarılacak ders bölümü vardır. Bu eşek öyküsünün kıssadan hissesini ben hatırlayamadım, ya siz? 

19 Mart 2012 Pazartesi

LİDYA PRENSESLERİ TRT BELGESELE KONUK OLDU



Salihli Kız Teknik ve Meslek Lisesi öğrencilerinin oluşturduğu Lidya Prensesleri Proje Gurubu, hazırladıkları "Sardes" isimli projenin tanıtımını TRT Belgesel Televizyonunda "Buluşma Noktası Türkiye" programında yaptı.


TRT İzmir Bölge Müdürlüğünde gerçekleştirilen canlı yayınlan programa,  Salihli Kız Teknik ve Meslek Lisesi Müdür Yardımcısı Akın Akçeltik ile Lidya Prenseslerinin sözcüsü olarak Duygu Alkız katıldı. 20 dakika süren programa TRT Belgesel yapımcıları iki dakika süreli Sardes Antik Kentini tanıtan film gösterdiler.
    Salihli Kız Teknik ve Meslek Lisesi Müdür Yardımcısı Akın Akçeltik, "İlçemiz sınırında bulunan antik kent, bizlere sadece 15-20 dakika mesafede. Yaptığımız araştırmalarda gençlerimizin büyük bir kısmının Sardes antik kenti ziyaret etmediğini gördüğümüz için, projemizi bu konuda hazırlamaya karar verdik. Buradan hareketle Salihli Kız Teknik ve Meslek Lisesi öğrencileri olarak Lidya Prensesleri gurubunu kurduk" dedi.
Programı izlemek için lütfen tıklayınız...

AB'DEN HİBE SAĞLANDI

Akçelik, şöyle devam etti: "Sardes ismini verdiğimiz projeyi hazırladıktan sonra mali destek sağlamak için Avrupa Birliği Eğitim ve Gençlik Programları Merkezine (Ulusal Ajans) sunduk. Kasım 2011'de proje değerlendirme sonuçları hazırlandı. Projemize Ulusal Ajans'tan 4 bin 190 Euro hibe sağlandı. Amacımız, genç arkadaşlarımıza tarihi Sardes kentinin önemini kavratmak, tarih bilincini geliştirmek, tarihi ve kültürel mirasın önemine dikkat çekmektir. Ayrıca çevre sorunlarına vurgu yapmaktır. Projeyle başta Kız Meslek Lisesi'nden 80 öğrenci antik çağın görkemli başkenti Sardes'i ziyaret edecek. Daha sonra İMKB Teknik ve Endüstri Meslek, Sekine Evren Anadolu, Salihli Anadolu, Salihli 70.Yıl Anadolu Sağlık Meslek liselerinden 50'şer öğrenci faydalanacak. Ayrıca ilçemizde bulunan Eğitim Uygulama Okulu ve İş Eğitim Merkezi'nden 10 öğrenci, velileriyle beraber Sardes'i ziyaret edecek. Projeden toplam 300 genç yararlanacak. Kurumlarda fotoğraf sergisi de açılacak."

14 Mart 2012 Çarşamba

Lidya Prensesleri, Proje Tanıtımı Yaptı



Salihli Kız Teknik ve Meslek Lisesi öğrencilerinin oluşturduğu Lidya Prensesleri Proje Gurubu, hazırladıkları "Sardes" isimli projenin tanıtımını yaptı.


Türkiye'de Çevre Dostu Projeler Hız Kazandı.
Salihli Kız Teknik ve Meslek Lisesi öğrencilerinin oluşturduğu Lidya Prensesleri Proje Gurubu, hazırladıkları "Sardes" isimli projenin tanıtımını yaptı.

Salihli Kız Meslek Lisesi Konferans Salonu'nda tanıtımı gerçekleştirilen proje tanıtım toplantısına, Salihli İlçe Milli Eğitim Şube Müdürü Mustafa Yıldız, İlçe Kültür Merkezi Müdürü Mehmet Bilgi, öğretmenler ve öğrenciler katıldı.

Duygu Alkız, İrem Eren, Burcugül Şen, Gizem Aydoğan, Rahime Simav, Göksel Eren, Şahin Demirer 'den oluşan grup, proje öğretmenleri Hamza Er ve Özlem Turgut ile birlikte, geçen yıl başlayan ve halen devam eden projelerinin tanıtımını yaptılar. Proje sözcüsü, Salihli Kız Teknik ve Meslek Lisesi Müdür Yardımcısı Akın Akçeltik, "İlçemiz sınırında bulunan antik kent, bizlere sadece 15-20 dakika mesafede. Yaptığımız araştırmalarda gençlerimizin büyük bir kısmının Sardes antik kenti ziyaret etmediğini gördüğümüz için, projemizi bu konuda hazırlamaya karar verdik. Buradan hareketle Salihli Kız Teknik ve

Meslek Lisesi öğrencileri olarak Lidya Prensesleri gurubunu kurduk" dedi.

AB'DEN HİBE SAĞLANDI

Akçelik, şöyle devam etti: "Sardes ismini verdiğimiz projeyi hazırladıktan sonra Mali destek sağlamak için Avrupa Birliği Eğitim ve Gençlik Programları Merkezine (Ulusal Ajans) sunduk. Kasım 2011'de proje değerlendirme sonuçları hazırlandı. Projemize Ulusal Ajans'tan 4 bin 190 Euro hibe sağlandı. Amacımız, genç arkadaşlarımıza tarihi Sardes kentinin önemini kavratmak, tarih bilincini geliştirmek, tarihi ve kültürel mirasın önemine dikkat çekmektir. Ayrıca çevre sorunlarına vurgu yapmaktır. Projeyle başta Kız Meslek Lisesi'nden 80 öğrenci antik çağın görkemli başkenti Sardes'i ziyaret edecek. Daha sonra İMKB Teknik ve Endüstri Meslek, Sekine Evren Anadolu, Salihli Anadolu, Salihli 70.Yıl Anadolu Sağlık Meslek liselerinden 50'şer öğrenci faydalanacak. Ayrıca ilçemizde bulunan Eğitim Uygulama Okulu ve İş Eğitim Merkezi'nden 10 öğrenci, velileriyle beraber Sardes'i ziyaret edecek. Projeden toplam 300 genç yararlanacak. Kurumlarda fotoğraf sergisi de açılacak."

12 Mart 2012 Pazartesi

Vali DAŞÖZ Berlin Turizm Fuarını Değerlendirdi


ITB Berlin Uluslararası Turizm Fuarını değerlendiren Manisa Valisi Halil İbrahim Daşöz, Manisa ve Türkiye’nin fuarda büyük ilgi gördüğünü söyledi. Vali Daşöz, İzmir, Aydın ve Manisa olarak önümüzdeki günlerde turizm alanında çalışma grupları oluşturarak birlikte hareket edeceklerini söyledi.
 
Almanya’da 7–11 Mart 2012 tarihleri arasında düzenlenen ITB Berlin Uluslararası Turizm Fuarı’yla ilgili olarak Manisa Valisi Halil İbrahim Daşöz açıklamalarda bulundu.
 
ITB Berlin Uluslararası Turizm Fuarı’nın dünyanın en büyük fuarını olduğunu belirten Vali Daşöz, Manisa olarak ilk kez fuara katıldıklarını söyledi. Turizm açısından bu fuara katılmış olmanın önemli olduğunu vurgulayan Vali Daşöz, “Manisa açısından çok yararlı oldu. Standımız oldukça ilgi çekti. Gelen herkes fotoğraf çektirdi. Özellikle otantik kıyafetli Hafsa Sultan, Merkez Efendi, Mesir ve sanal müze olayı büyük ilgi gördü. Kültür ve Turizm Bakanımız Ertuğrul Günay, standımızı ziyaret ederek mesir saçtı. Berlin’e yılda 20–22 milyon turist geliyor. 200’e yakın bir müzesi var. Fuar sayesinde Berlin’in turizm alanında yaptıklarını görme imkanımız oldu. Tur operatörlerini Manisa’ya davet ettik” dedi.
 
SANAL MÜZE VE MESİR MANİSA’YI ÖN PLANA ÇIKARDI
Fuara Manisa’dan 15 kişinin katıldığını söyleyen Vali Daşöz, “İzmir ülkemizin EXPO adayı. Bundan dolayı EXPO üzerinde durulması, tanıtılması çok büyük önem taşıyor. Bu fuarda ülkeler için en etkili olan Türkiye’dir. Türkiye’ye en çok turist Almanya’dan geliyor. Çok sayıda Türk- Alman şirketlerinin birlikte çalışması. Bu tür fuarlarda Türkiye’yi, Türkiye’nin değerlerini tanıtıyorsunuz. Orada Türkiye’nin avantajlı olduğu alanları ön plana çıkarıyorsunuz. Sanal müze, mesir olayı orada Manisa’yı ön plana çıkardı. Sanal gezinti olayı başka gruplarda yoktu. Bizler bu değerlerimizi tanıtınca komşu illerimiz Manisa’da bunların olduğunu bilmiyor” dedi.
 
Fuarda yer alan ülkelerin hemen hepsini gezdiğini belirten Vali Daşöz, “Fuarda herkes kendi özelliklerini yansıtıyor. İspanya ve İtalya gibi ülkeler daha çok deniz tanıtımı yaparken, Orta Avrupa’daki ülkeler ise doğayı tanıtıyor. Japonların, Çinlilerin yaklaşımları daha fazla” dedi.
 
BELEDİYELERDE FUARLARA KATILMALI
Manisa Belediyesi’nin fuara davet edilip edilmemesiyle ilgili olarak Vali Daşöz, “Bunu bazen bir sorun varmış gibi gazetelerde okuyoruz. Bu bizim İl Özel İdaresi olarak kendimizin katılma kararı aldığı daha doğrusu Kültür ve Turizm Müdürlüğü olarak katılmam kararı aldığı, İl Özel İdarenin finansman desteği sağladığı, öteki resmi görevlilerin dışında katılanların kendi imkanlarıyla katıldığı bir durum. Belediye ile ilgili hiçbir sorun yok. Belediye de katılabilir, başka kurumlarda katılabilir. Ben sadece merkezin değil ilin Valisiyim. Ben turizm seferberliğinde ilin tamamını düşünüyorum. Her kurum buna katılabilir. Vali olarak ben ilin 14 bin kilometrelik alanı düşünüyorum. Bu konuda belediye ilgili bir sorunumuz yok. Onlarda katılabilirler, katılmalıdır” dedi.
 
3 KENT İÇİN PAKETLER OLUŞACAK
Manisa’da Vali Daşöz, toplantıda Ege Bölgesi’ni heyecanlandıracak projeyi de açıkladı. Vali Daşöz, İzmir, Aydın ve Manisa olarak önümüzdeki günlerde turizm alanında çalışma grupları oluşturarak birlikte hareket edeceklerini, üç kentin birbirlerinin özelliklerinden faydalanarak turizmde bölgesel bir kalkınma sağlanacağını dile getirdi. Söz konusu çalışmada Manisa’nın önderlik yapacağını ifade eden Vali Daşöz üç kentin birbirlerinin özelliklerinden faydalanarak turizm gelirlerini arttıracağını söyledi. 21–25 Mart tarihleri arasında düzenlenecek 472. Mesir Festivali’nin ardından çalışmanın startının verileceğini dile getiren Daşöz; çalışmanın bölge için çok önemli bir çalışma olacağını vurguladı. Çalışma ile üç kentin yetkilileri ve turizm sektör temsilcileriyle çalışma gruplarının oluşturulacağını kaydeden Daşöz, “Her 3 kentin kendine has tarihi ve coğrafi özellikleri, turistik değerleri var. Birbirine çok yakın olan üç şehir olarak bu avantajlarımızı birleştirip sinerji yaratacağız. 3 kentin en önemli değerlerinden oluşan, güçlü tur paketleri oluşturacağız. Efes’te bir uygarlığı gören turist, Salihli Sardes’de Lidya uygarlığını görecek. Karşılıklı avantajlarımızı kullanarak turizm gelirlerini arttıracağız” diye konuştu.